Gençleşme – Neden Buna İhtiyaç Duyarız?

“Vücut ruhun evidir” diye söylüyoruz ancak buna rağmen vücudumuzu çöp sepeti gibi kullanıyoruz. Oysa “Arpa eken buğday biçmez”. Vücudumuza verdiklerimiz onun bir parçası olup yaşamımız için önemli sonuçlar doğurur.

Beslenmenin anlamı vücudumuza güç kazandırmak, sağlığımızı desteklemektir. Ancak buna rağmen sağlığımıza zarar veren, vücudumuzu harap edecek şekilde beslenmeye devam ediyoruz.

Tükettiğimiz gıdaların büyük bir kısmı – fazla yağlar, proteinler, işletilmiş ve rafine edilmiş gıdalar, ilaçlar, katkı maddeleri, suni uyarıcı maddeler – zararlıdır. Bütün bunlar organizmada sindirilmeli, işletilmeli ve arındırılmalıdır. Vücudumuza durmadan yüklediğimiz yük nedeniyle zamanla kanımızda, iç organların etrafında ve hücrelerimizde zehir, mukus salgısı ve toksinler birikiyor. Atık maddelerin birimi hücrelerin beslenmesini ve oksitlenmesini engelliyor, yeni hücrelerin oluşmasını ve eskilerin yenilenmesini yavaşlatıyor.

Hücrelerimiz ne kadar sağlıklı olursa biz de o kadar sağlıklı oluruz. Hücrelerimiz toksin birikintileri ile dolmuş olduğunda, kendi kirliliğimizde boğulmaya başlıyoruz. Aşırı şekilde kirletilmiş bir nehir olarak biz de güzelliğimizi, doğallığımızı ve çekiciliğimizi kaybediyoruz. Kendi vücudumuz dostumuz yerine düşmanımız oluyor. Rahatsızlık, baş ağrısı, yorgunluk duyuyoruz. Kilo almaya başlıyoruz, yaşlanmış gibi hissediyoruz. Düşüncelerimiz açıklığını kaybediyor, motivasyonumuz giderek ortadan kayboluyor, daha alıngan oluyoruz, kendi kendimize acımaya başlıyoruz.

Dünyadan zevk alamadığımızda, yaşamın can sıkıntısı kaynağına dönüştüğünde, kendimizi değiştirme zamanı gelmiştir.

...harekete geçme, gençleşme zamanı gelmiştir!